Van Gölü’nün saklı su altı zenginliklerine dikkati çekmek amacıyla geçtiğimiz günlerde Van Gölü’nün Sırları adlı belgeseli dünyaya tanıtıldı.
Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı (DAKA) ile Su Altı Fotoğrafçısı ve Belgesel Yapımcısı Tahsin Ceylan iş birliğiyle 3 yılda çekilen filmde, inci kefali göçünden mikrobiyalitlere, Akdamar şilebinden 2017’de yılın keşfi seçilen Adilcevaz Kalesi’ne kadar pek çok kültürel ve biyolojik değer yer alıyor.
Van’ın Edremit Belediyesi, Van Gölü derinliklerindeki sırlara dikkat çekmek amacıyla ünlü Sualtı Görüntüleme Yönetmeni Tahsin Ceylan ile birlikte bir dalış etkinliği düzenledi.
Dünyanın en büyük sodalı gölü, 3 bin 712 kilometrekarelik yüzey alanıyla da Türkiye’nin en büyük gölü olma özelliği taşıyan Van Gölü’nde her geçen gün bilim insanlarını heyecanlandıran ve yeni araştırmalara sevk eden keşifler yapılıyor.
Van Gölü’nde birden fazla dalış gerçekleştiren Gazeteci ve Su altı fotoğrafçısı Mehtap Akbaş Çiftçi Van Gölünün zenginliklerini Naviga Magazin’ e taşıyarak, güzellikleri yakından görmek için yurt içi ve yurt dışında yaşayan dalış uzmanı ve doğa severleri Van’da davet etti.
Sırlarını keşfetmek için Van Gölü’ndeyiz diyerek yazısına başlayan Gazeteci ve Su altı fotoğrafçısı Mehtap Akbaş Çiftçi’nin anlamlı yızısı Naviga Magazin Dergisinde şu şekilde yer aldı:
Doğunun nefes kesici, kıraç coğrafyasında, bir nazar boncuğu gibi duruyor Van Gölü. Turkuaz renkli sodalı suyu, herkesin rüyalarını süsleyen Maldivler ile yarışır güzellikte. Güzelliği sadece bununla sınırlı değil elbet, su altındaki hazineleri ile daha önce hiç ayak basılmamış keşfedilmeyi bekleyen uçsuz bucaksız bir gezegen burası.
Van’ın şehir merkezi doğudaki bazı şehirler gibi eskiyi muhafaza etmekte maalesef çok başarılı olamamış. Ama Van Gölü’nün güzelliği bu kadim şehri yüzyıllardır hep ayrı bir konuma taşımış. Bölgedeki ve adalardaki kiliselerde, arkeolojik eserlerde, pek çok medeniyetin izi var. Burada geçireceğiniz zamanı geçmişe yapılan bir yolculuk olarak düşünmek mümkün.
MAC iletişim ekibi ve su altı sevdalıları olarak Van’ın yeryüzü güzelliklerini yıllar önce keşfettikten sonra, tarihte ve bu sulak gezegende zaman yolculuğuna çıkmak için zümrüt yeşili sularda palet vurmaya başladık. Son üç yıldır yürüttüğümüz keşif ve görüntüleme çalışmalarında elde ettiğimiz zenginlikleri Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı’nın (DAKA) destekleriyle bir film ve kitap haline getirdik. Ekibin dışında tüm yerel yöneticilerin ve Van halkının mutluluk veren desteğini gördük. Van’ın dört mevsimine şahitlik ettik. -50 derece soğuk havada Çaldıran Kaz Gölü’nde suda olmanın verdiği keyfi, kelimelerle anlatmak mümkün değil. İşte Su Altı Görüntüleme Yönetmeni Tahsin Ceylan’ın objektifinden Van Gölü’nün Sırları…
KEŞFEDİLEN TEK BATIK ; RUS ŞİLEBİ / REŞADİYE
Dünyanın farklı noktalarında pek çok batık dalışı yaptık. Ancak burada gördüğümüz hepsinden farklıydı. Çünkü aradan geçen zamana karşın yepyeni kalmayı başarmış. Sodalı suyun koruduğu şilep, Tatvan’ın Hanelmalı Köyü açıklarında. Rusların bölgeyi işgal ettiği 1915-1917 yıllarında Van Gölü üzerinde taşımacılık, ulaşım ve cephane sevkiyatında kullanılan üç Rus gemisinden biri olduğu biliniyor. 1958 yılında Reşadiye kıyılarında fırtına nedeni ile batmış. İnsan kaybının olmadığı kazada 60 kadar koyun ise maalesef telef olmuş. Yaklaşık 40 metre uzunluğundaki geminin genişliği ise 6.1 metre. Geminin ahşap donanımı sodalı suyun etkisiyle ilk günkü gibi. Çanakdüzü açıklarında 10-22 metre derinlikteki batık her seviyeden dalıcı için uygun.
URARTULARIN MİRASI ADİLCEVAZ KALESİ / AHLAT
2017 yılında en önemli arkeolojik keşif seçilen Adilcevaz Kalesi, yaklaşık 3 bin yıllık tarihiyle göz kamaştırıyor. Üstü 5 metre derinlikte yer alan kalenin zemini ise 20 metre derinlikte. Sodalı su nedeniyle tahrip olmadan günümüze kadar gelmeyi başaran eserin duvarlarında yer alan aslan figürü dikkat çekici. Kalenin etrafında yer alan amforalar ve kaideler görülmesi gereken önemli eserler arasında.
DÜNYANIN EN BÜYÜK MİKROBİYALİTİ / ALTINSAÇ
Mikrobiyalit bir tür mercan. Gölün altında bulunan çatlaklar sayesinde oluşuyor. Göldeki çatlaklardan çıkan kalsiyum ve zengin sular ile oluşan mikrobiyalitler, siyano bakterileri ile birleşerek bu muhteşem görüntüleri ortaya çıkarıyor. Geçtiğimiz yıl dünyanın en büyük mikrobiyalitini 23.3 metre ile Altınsaç’da keşfettik ve görüntüledik. Yaklaşık 70 bin yaşında olduğu tahmin edilen bu muhteşem yapı, derinlerde heybeti ile büyüleyen ulu bir dağı andırıyor. Mikrobiyalitlerin üst kısımlarında yer alan beyazlıklar tatlı su çıkışlarını ve yeni oluşan mikrobiyalitleri işaret ediyor. Ekosistem için önemli bir yere sahip olan bu oluşumlar, mutlaka korunması gereken doğal bir hazine.
SELÇUKLU MEZAR TAŞLARI / GEVAŞ
Gevaş ilçesinde yer alan Selçuklu Mezar Taşları, 70 yıl önce yerinden sökülerek iskele yapımında kullanılmış ve zamanla sular altında kalmış. Yüzeye 3-4 metre derinlikte bulunan taşlar, ilk kez 1995 yılında Su Altı Görüntüleme Yönetmeni Tahsin Ceylan tarafından görüntülenmişti. Burada aletli dalışa gerek kalmadan, şnorkel ile de taşları görmeniz mümkün.
AKDAMAR ADASI
Ortaçağ Ermeni mimarisinin en güzel eserlerinden biri Akdamar Kilisesi. Üzerindeki kabartmalar görülmeye değer. Bitki, hayvan motifleri ve rölyef süslemeleri ile dikkat çekici. Figürler pek çok tarihi olayı anlatıyor. Adem ile Havva’nın cennetten kovuluşu, Yunus Peygamberin denize atılışı, Hz. Meryem ve İsa bunlardan birkaçı. Tatlı su kaynağı adada yok. Ancak onarım çalışmalarında bir yer altı odasının tatlı su elde etmek için inşa edildiği anlaşılmış. Adada dalış yapmak mistik anlamda etkileyici. Ancak adada suya düşüp boğulan tavşanları derinlerde görmek üzüntü verici.
NEMRUT KRATER GÖLÜ / TATVAN
Son dönemde doğaseverler tarafından sıkça tercih edilen Nemrut Krater Gölü, Bitlis Tatvan ilçesi sınırlarında sönmüş bir volkan. Patlama sonucu oluşan çöküntüyle oluşan gölün en derin noktası 155 metre, en yüksek noktası ise 2 bin 935 metre. Seyrine doyulmaz bir güzellikte. Büyüklük itibariyle ülkemizde birinci, Avrupa’da dördüncü ve dünyada 16. sırada yer alıyor. Tarihte ‘Büyük İskender’in Cenneti’ olarak da bilinen gölün hemen yanında 11 metre derinlikte Ilıgöl bulunuyor. Kışın ziyaret ettiğimiz gölde sıcaklığın yaz aylarında 60 dereceyi bulduğu ileri sürülüyor.
VAN’IN İNCİLERİ
Şayet Van’a nisan – mayıs aylarında gelecekseniz bu muhteşem doğa olayını mutlaka izlemelisiniz. Van Gölü’nün endemik türü inci kefali, her yıl nisan ayında üremek için sürüler halinde tatlı su yataklarına göç ediyor. Buraya gelmelerinin ana nedeni vücutlarını tatlı suya adapte edebilmek. Çünkü tatlı suya hemen geçerlerse şoka girip ölüyorlar. İnci kefali diğer kitlesel göç yapan somonlar gibi ölmüyor. Üreyen balık göle geri dönüyor. Ancak milyonlarca balığın üstün bir motivasyon ve kararlılıkla senkronize şekilde akıntının tersine yüzüşü, insanın hayal gücünü bile zorlar nitelikte.
VAN GÖLÜ’NDE DALIŞ
Tuzlu ve sodalı suyu nedeniyle diğer ekosistemlerden farklı olan Van Gölü, 3 bin 173 kilometrekare ile ülkemizin en büyük dünyanın ise dördüncü büyük gölü. Tuzluluk oranı binde 19 ile oldukça yüksek. En derin noktası 451 metre olan gölün ortalama derinliği ise 171 metre. Soda oluşu ve tuzluluk nedeniyle gölde biyolojik yaşam oldukça sınırlı. Gölde güney kıyılarını aratmayacak güzellikte dört ana ada ve çok sayıda eşsiz koy bulunmakta.
Yüksek irtifa nedeniyle Van Gölü’nde dalış yapmak diğer bölgelere nispeten yorucu. Güvenli bir şekilde gerçekleştirmek için yeterli teorik bilgi ve planlama becerisine sahip olmak gerekiyor. Özel bir ekipman gerektirmeyen bu dalışlarda, hipoksi ve hipotermiye dikkat etmek gerekir. 20 metrenin altında su 5 dereceye kadar düşüyor. Buna rağmen burada dalış yapmak ve tarihe ışık tutmak kesinlikle nefes kesici. Van’da profesyonel dalış hizmeti ve dalış kursu alabileceğiniz tek bir okul bulunuyor. Gevaş da göle sıfır konumda bulunan Van Diving son 2 yılda su altı camiasına 150 dalgıç kazandırdı.
VAN MUTFAĞI EŞSİZ
Van deyince akla hemen Van kahvaltısı geliyor. Burada kahvaltı salonlarına ‘Sütçü’ deniyor. Açıkçası giderek bozulan, ketçap patates kızartması ikilisi ile gölgelenen Van kahvaltısını üzülerek gözlemleyenlerdendim. Ancak son gidişimde kaygılarımdan arındım. Umutlandım.
Yakın bir zamanda açılan Matbah-ı Van, bu olumsuz gidişatı olumluya çevirmeyi şimdiden başarmış, işini aşk ile yapan güzel bir ekip. Pek çok ürün Vanlı kadınlar tarafından evde imal ediliyor ve Matbah-ı Van’da konuklara servis ediliyor. Gül reçeli fovorim oldu. Bu özel mekânın sahibi Gonca Giray’ı hem mekân hem de birçok kadına gelir sağlayan bu sosyal girişimi için tebrik ediyorum. Konaklama alternatifi olarak pek çok seçeneğin yer aldığı Van’da yıllardır kendimizi evimizde hissettiğimiz mekan ise Elit World Van Hotel. Pandemi sebebiyle seyahatlerin azaldığı şu zorlu süreçte güvenle kalabileceğiniz bir hotel. Ayrıca dalış için gelenlere de özel ayrıcalıklar sunuyor.
